Ara

Standart varsa, özgürlük yoktur.

ni guerra entre pueblos ni paz entre clases

Korkunun Tedirgin Gözleri

Korkunun birçok gözü vardır.”

Don Kişot

1. Fragman; Tolstoy’un İnsana Ne Kadar Toprak Lazım adlı yıllar önce okuduğum bir hikâyesi var, detaylarını hafızamdan seçip çıkaramıyorum lakin ana hatlarını hiç unutmadığım metinlerden biri. Hikâye toprak düşkünü Pahom adındaki bir köylünün başına gelenleri anlatır. Pahom bir gün ucuz fiyata toprak satıldığını duyduğu Başkurt bölgesine gider. Satıcıların çok toprakları vardır ve alıcıya gün batımına kadar yürüyerek çevreleyebildiği kadar toprağı vereceklerini söylerler. Eğer gün sonunda başladığı yere gelemezse bütün o koşuşturması boşa gidecek ve hiç toprak alamamış olacaktır. Öğlen vakti başladığı yolculukla iştahla beğendiği ve verimli gördüğü arsaların etrafını çevrelemeye başlar, yürüdükçe çevreyi genişletmeye çalışır, çevreyi genişlettikçe daha çok yorulur, yoruldukça güneş gözünde daha hızlı batmaya başlar, zaman daraldıkça telaşlanır ama ne kadar uğraşırsa uğraşsın gözü etrafını çevreleyemediği yerlerde kalır. Ödediği paranın ederinden çok daha fazlasını çevrelemiştir lakin hala daha fazlasını istemektedir. Gün batımında başladığı noktaya döner ancak vardığında bütün vücudu iflas etmiştir. Vardığı yerde yere yıkılır ve hayatını kaybeder. Pahom’u 180 santimlik bir mezara gömerler. Akli melekelerin yitirilmesi ve ihtirasların kişiyi anlamsız bir koşuya ve maceraya sürüklediğini gösteren çok başarılı bir hikâyedir, ihtiraslarına teslim olanların ruh halini bu kadar başarılı anlatan bir başka metin okumadım henüz.

Continue reading “Korkunun Tedirgin Gözleri”

muhtelif alıntılar

“Çünkü nasıl yargılarsanız öyle yargılanacaksınız. Hangi ölçekle verirseniz, aynı ölçekle alacaksınız.” matta 7

“Yaratıcılık için koşullar, kafa karışıklığı; konsantrasyon; çatışma ve gerginliğin kabulü; her gün yeniden doğmak ve kendi varlığını hissetmektir.”
—Erich Fromm

Rollo May, “yaratıcılık bilinci yoğunlaşmış bireyin kendi dünyası ile karşılaşmasıdır” der.
Rollo May, Yaratma Cesareti, s. 76, Metis Yayınları, İstanbul, 2008.

“Beylik vermekle olur” Continue reading “muhtelif alıntılar”

Tarihin “Zehirli” Bilgisi

Bu yazıyı bir süredir devam ettiğimiz Anadolu’nun/Diyar-ı Rum’un/Buraların tarihçiler tarafından da anlaşılması zor kabul edilen bir dönemini anlamak için birkaç yıl önce başlattığımız okuma grubu ve çıkarımlarıyla ilgili yaptığımız bir toplantıda bir arkadaşın sorusu üzerine yazma ihtiyacı hissettim. Arkadaş okumalarda “Hangi tarih yaklaşımını benimsiyorsunuz?” anlamında bir soru sormuştu. Bu esaslı sorunun açıkçası güçlü bir cevabını verebileceğimi düşünmüyorum zira henüz büyük tarihçilerin bile bu konuda net ve doktriner bir yaklaşım geliştirebildikleri kanaatimce muamma iken kendime o düzeyde bir anlam yükleme şansım elbette yok. Ancak bazı notlar üzerinden meseleye giden yolu bir miktar açabilirim. Continue reading “Tarihin “Zehirli” Bilgisi”

Bir Garip Tükenme Kompleksi

Affınıza sığınarak uzun süredir ortamlarda, paylaşımlarda, yazılarda şahit oldukça hüzünlendiğim bir tipolojiden bahsetmek isterim. Bu tipoloji sürekli kendini iyi ve eleştirel gösteren, belki de gerçekten öyle olan insanlardan oluşuyor. Ancak eleştirilen ve eleştirinin dinleyicileri hayli ilginçleştiriyor olayı. Söylenenin doğruluğu, söyleyenin kişisel “fetihleri”nin önüne geçmeye başlıyor Ve işler karışıyor. Seslendikleri mesajlarda geçen alt metinlerde bir yazılma ve dikkate değer bulunma isteği sızıyor. Ve İster istemez farkediliyor.  Continue reading “Bir Garip Tükenme Kompleksi”

İslamcılar İçin #HAYIRlı Bir Hatırlatma

erbakan-9

“Bir Müslümanın adı ne olursa olsun herhangi bir kralı ve hükümdarı, bir milliyeti, partiyi
yüceltmek ve ona benzer bir şey uğruna kendini feda etmesi düşünülemez. Zira en güçlü
İslami bilinçaltı düşüncesine göre o burada, bir çeşit putperestlik ve Allahsızlık fark eder.”

-Aliya İzzetbegoviç, İslam Deklarasyonu, sf. 20

Denetimsiz bir güç temerküzü doğuran ve adına Cumhurbaşkanlığı Hükumet Sistemi denilen “yeni” sistem değişikliğine #HAYIR çağrısı yapan bu yazı, müesses İslamcılığın kirine bulaşmamış olan İslamcılar için yazılmıştır.

Continue reading “İslamcılar İçin #HAYIRlı Bir Hatırlatma”

Sekülerlik, İslam ve Merakı Örgütlemek

laicite-764x452

Öncelikle bir durum tespiti yapalım, Türkiye için laiklik/sekülerlik olmazsa olmazdır diyen ve “fikri namus” akademisyenlerin taleplerini tutarlı şekilde ifade ettiklerini söyleyebiliriz ama halihazırda laikliğe karşı olanların ortaya koyabildikleri ayakları yere basan ve baskın bir argüman geliştirilebilmiş değil. Bunu şundan dolayı vurguluyorum, ortaya konulan fikri beyanların tutarlı bir açıklamayla ikna edici düzeyde olması beklenir ancak dini jargon kullanılarak yapılan bu reddiyeler maalesef sadece bir inanç ve hissiyat düzeyinde kalıyor. Laiklik/sekülerlik talebinde bulunanlar ise tarihten ve acı tecrübelerden yola çıkarak daha somut gerekçelerle olası riskleri izale etmek için kontrol edilebilir bir dini yorumsama alanının anlamlı ve doğru olduğunu söyleyebiliyorlar.

Continue reading “Sekülerlik, İslam ve Merakı Örgütlemek”

Şiir işine bulaşsak mı yine?

ink___homeros_by_shaimaaelshatter-d5gvjnc

Şiir işine bulaşsak mı yine? Bir şeye meraklanmadan/kulak asmadan insan olmanın ahlakını idraki haiz olamayacağımızı biliyoruz nitekim ama bunun tek imkanı şiir midir? bir muharrik olarak şiirin etki alanı nerede tecessüm eder ya da şiir tam olarak nedir? homeros’un anlattığı mıdır, marx’ın itirazının karşılıklarından bir karşılık mıdır? Neyin alternatif maliyetidir?

Continue reading “Şiir işine bulaşsak mı yine?”

Kemalizmi Tartışmanın Zorluğu

page_nuray-mertten-akpye-kemalistlerin-yaptigini-yapiyorsunuz-sadece-partinin-ve-liderin-adi-farkli_122955301

Nuray Hoca son yazısında malumu beyan etmiş ve ancak Mustafa Kemal Paşa’yı sevenler lince girişmişler, “Nasıl olur da bu gericilerle bizi bir tutarsın.” diyerekten. Nuray Hoca’nın son yazısından bahsediyorum, Kemalizm meselesini tekrardan tartışmaya çağıran…

Şuna açıklık getirmek lazım, hoca hiçbir zaman Kemalist olmadı, kendisi öğrencilik yıllarında beri sol bir tavra sahip olduğunu ve müslüman olduğunu beyan etmiş defalarca kere ama bazıları Hoca’nın Nişantaşı’da oturmasından ve Cumhuriyet’te yazmasından dolayı hayal kırıklığına uğramış muhtemelen. Eksik biliyorlar.

Continue reading “Kemalizmi Tartışmanın Zorluğu”

Düdük Çalındıkça Öter

Düdükleri çalmazsanız ses çıkaramazlar. Belki biraz sallarsanız içindeki nohut tanesinin kabına değdiği tıngırtı kadar sesi vardır. Ses çıkarabilmesi için birisinin onu öttürmesi gerekir.
Memlekette bu vasfı haiz çok sayıda kişi türedi son yıllarda. Aynı şekilde eski dönemlerde de parlatılmıştı böyle kişiler. Hep olmuştur ve yine olacaktır. Bu gibi kişiler belli dönemlerde her yerde muteber kabul edilirler. Ekran yüzü olurlar, çok konuşurlar ve haketen sinir bozarlar.

Continue reading “Düdük Çalındıkça Öter”

WordPress.com'da ücretsiz bir web sitesi ya da blog oluşturun.

Yukarı ↑