Tasfiye’nin internet sayfasında aşağıdaki yazıya denk geldim. Yazıyı yazanı tanımıyorum ve bu yazı da eleştirilmekten muaf bir yazı olacak değil. Bu metin eleştirilmesi gereken bir takım varsayımlar üzerine kurgulanmış. Öncelikle belirtmek gerekir ki Kafka, bir varoluşçu olarak bence bireyin biricikliğini ve yaşadığı travmaları oldukça sarsıcı şekilde dışavurabilen tarafıyla etkili olmuş bir yazar.

Gregor Samsa evini geçindirmek zorluğu ve mecburiyetiyle zamanla üretim araçlarına ve hayata yabancılaşmış, bir sabah böcek olarak uyanmış olmasına rağmen işe yetişmek için saat 8 trenini yakalamayı düşünen, ailesi için o kadar şey yapmış olmasına rağmen yaşadığı dönüşümden dolayı dışlanmış olan, yaşadığı dışlanmışlıktan dolayı intiharı kendi içinde içselleştirmiş, ailesini mutlu ve refah içinde yaşatmış olduğundan dolayı mutluluk duyan ve ailesi tarafından dışlanma potansiyelini hep taşıyan komplike, daramatik, trajik bir karakter. Mevcut dindarlar için bir yabancılaşma ve böcekleşme/canavarlaşma hali söz konusu olabilir ama Samsa’dan ciddi anlamda farklılar. Samsa’yı “kötü” yapan çok bişey yok hatta belki farkında olamama hallerine rağmen başına gelenlerin yarattığı asimetri ve depresif atmosferin yarattığı etkiden dolayı büyüsü ve ilham vericiliği devam eden bence “iyi” bir karakter. Yarattığı “çaresizlik” ve bunun sonucunda intihar ile neticelenen dramatik çağrışımlar nedeniyle edebiyat tarihinin belki de en çarpıcı karakteridir. Hasılı kelam ben olsam dindarların dönüşümü için Samsa örneğini kullanmazdım. Mr. Hyde ve Dr. Jekyll örneği daha yakın gibi duruyor. Bu kadar hızlı canavara dönüşme ve tahribata sebebiyet verme hali bir acziyet halinden çok saldırganlıkla açıklanmalıdır derim ben. Mr. Hyde özünde iyi ama canavarlığını kontrol edemeyen ve kendini kamuya adamış Dr. Jekyll’in karanlık tarafı. Kısaca sayın yazar kurgu yanlış bir örnek üzerine oturtulmuş ve bence olmamış. Vesselam.

gregor

http://www.tasfiyedergisi.com/direnen-edebiyat/?p=4507#comment-14072

Dindar Gregor Samsalar

“Bugün yaşanan temel meseleler karşısında İslamcılığın (dar anlamdaki istisnalar dışında) herhangi bir mücadele hattı kalmamış görünüyor.

İktidarın, (uygulayıcısı olduğu sistem olarak da okunmalı bu) insanı çürüten, ondan yeni Gregor Samsalar yaratacak insanlık dışı iktisat ve siyaset anlayışını güdüleyen dindarlığı İslamcıların gönlünü fethetmiş durumda.

Kapitalizmin aslında aileye muhtaç olduğu gerçeği mevcut uygulamalarla bir kez daha kendini göstermiş oldu.

Batıda da çok önceleri böyle inanılıyordu ancak ailenin parçalanma süreci batılı serüvende kaçınılmaz bir son olarak gerçekleşti. O yüzden batı kapitalizmi kendi coğrafyasında zeminini kaybettikçe nicedir ailenin varlığını sürdürdüğü doğuya taşınıyor.

Doğu dünyasındaki aile de aynı kaderi yaşayacaktır. Küreselleşen parçalanmadan onlar da nasipleneceklerdir ama gittiği yere kadar diye düşünüyor olmalılar.

Aile de öyle bizim bildiğimiz türden değil: Başbakanın hoyratça ayağa düşürdüğü bir çocuk fabrikası işlevi türünden.

Bugün aile, dindar iktidar tarafından bitirilmiştir. İnsanı, Yaratandan ötürü sevme iddiası koca bir palavradır. İnsan onlar için üretim aracından başka bir şey değildir.

Eskiden büyük kağanlar, şahlar, krallar için insanlar, onların egemenlikleri için bir araçtı. Bugün kapitalist muktedirler için birer araçlar ve dindar kapitalist siyaset her bir muhafazakâr-dindardan birer Gregor Samsa yaratacak, emin olunuz!

Kadını salt doğurucu-üretici bir nesneye indirgeyen ve bunu ekonomik verilerle izah ederek dindarlıkla motive eden bir söyleme karşı nasıl olur da müslüman kadın ve erkekler ses vermez! Nasıl olur da mahremiyet kaygıları burada devreye girmez!

İtaatkâr ve dindar (dindarlık burada itaat etmenin zemini olarak bir Emevi siyaseti olarak yer alıyor) kitleler her sahada kalkınmacı ideolojiyi besleyecektir.

Sorun istemiyorlar. Sorun çıkarmalı!”

Bedri Soylu

Reklamlar